İslamofobi’nin Sebebi Müslümanlar mı?

Avrupa Birliği, yıllar öncesinde ülkemizin en büyük hayali, hatta sevdasıydı. Ancak zaman geçtikçe artık durumumuz öyle bir hal aldı ki birliğe alınmak istenmeyişimizi milletçe kabullenmeye başladık.

Konuya şu soruyu sormakla başlayabiliriz?

Ülkemizin Avrupa Birliği’ne resmi olarak müracat yılı 1963’tür, 50 yıldan bu yana tam olarak açıklanmayan bir sebepten dolayı birliğe alınmıyoruz. Bunca görüşme, müzakere yapıldı, arabulucular devreye girdi ama sonuç neden değişmedi?

Türkiye’nin Avrupa Birliği için çok önemli bir ülke olduğu gerçeği çok açıktır, Asya ve Avrupa arasında köprü görevi gören ülkemiz Avrupa için pek çok avantaj sağlayabilir. Şu anda ekonomik ve kültürel açıdan bakıldığında da ülkemizde çok iyi gelişmeler yaşanmaktadır.

Bu gelişmelerin en önemlileri insan hakları, fikir özgürlüğü ve demokrasinin çok büyük ölçüde oturmuş olmasıdır.

Ne var ki bu kadar olumlu gelişmeye rağmen Avrupa Birliği’nin endişeleri hala giderilememiştir.

Bu endişelerin en önemlisi İslamofobi’dir

İslamofobi “İslam’a ve Müslümanlara karşı duyulan temelsiz korku ve hoşgürüsüzlüğün yol açtığı ayrımcı-dışlayıcı uygulamaları kapsayan bir bakış açısı ve dünya görüşü” olarak tanımlanmaktadır.

Avrupa Birliği’nin de İslamofobi’den etkilendiği çok net görülüyor. Ancak ülkemiz modern ve çağına uyum sağlayan bir yapıdadır, hiçbir zaman bağnazların etkisi altında olmamıştır.

Avrupa Birliği’nin korkuları yersiz mi?

Avrupa Birliği ülkeleri içlerinde yaşayan ve kendilerini Müslüman olarak tanımlayan ama İslam’ı aslına göre değil kendi çıkardıkları hurafelere göre yaşayan bağnazlarla muhatap olmaktadırlar. Doğal olarak da Türkiye’nin bütününü bu şekilde görmektedirler. Bir avuç bağnazın yüzünden bütün dünyada İslamofobi yayılmaktadır. Bağnaz inancın vahşet uygulamaları içeren fikirleri haklı olarak Avrupa’yı korkutmaktadır.

Avrupa ülkelerinde gettolara sıkışmış bir şekilde bağnaz bir hayat yaşayan bu insanlar neden Avrupalıları ürkütüyor?

–       Bu insanlar kendilerini Müslüman gibi gösteriyor ancak gaddarlar ve nefret dolular,

–       Kalitesiz bir hayat yaşıyorlar, sanata, temizliğe ve estetiğe önem vermiyorlar,

–       Onlara göre gülmek, müzik dinlemek, parfüm kullanmak haram,

–       Peygamberimizin söylemediği birçok konuyu dinde varmış gibi gösteriyorlar,

–       Masada yemek yemek, çatal-bıçak kullanmak haram,

–       Kadın nefretleri çok güçlü; onları her zaman en aşağı varlık olarak, yarım insan olarak görüyorlar,

–       Hıristiyan ve Yahudiler’e karşı nefret dolular,

–       Yahudilerin görüldüğü yerde öldürülmesi gerektiğini düşünüyorlar,

–       Sevgiyi bilmiyorlar, insani tavır gösteremiyorlar,

–       Bazı hayvanları lanetli sayıyorlar, örneğin kertenkele öldürmenin sözde sevap olduğu gibi dinde asla yeri olmayan hurafelere inanıyorlar,

–       Hayatı güzelleştiren her şeyi yok ediyorlar,

–       Namaz kılmayanın öldürülmesini, zekat vermeyenin boynunun vurulmasını, oruç tutmayanın hapsedilmesini istiyorlar.

Avrupa bütün bunları görüp korkuya kapılıyor. Çünkü Avrupalılar sanata ve estetiğe önem veren kaliteli insanlar ve bunu daha da artırmak istiyorlar. Bu insanlara müzik dinleyemezsiniz, parfüm de kullanmayacaksınız, kadınlara değer vermeyin hatta insan yerine bile koymayın diyen bir insan güruhuyla ortak bir yaşam sürmeleri çok zor. Nitekim Avrupalılar resim yapmayı, sanat eserleri inşa etmeyi seven zevkli insanlar. Dolayısıyla böyle kalitesiz bir insan modeliyle yaşamak istememekte haklılar.

Genel olarak Türkiye’yi kendi ülkelerinde yaşayan bağnazlarla kıyasladıklarında, “Biz bunların 50 yıldır değişmediğini görüyoruz, Türkiye nasıl değişsin gibi bir mantık kullanıyorlar”. Bu tabii ki doğru bir mantık değil ancak görünen o ki bu bağnaz zihniyet değişmediği sürece bizim de Avrupa Birliği’ne girme ihtimalimiz zor görünmektedir.

İslam’ın kelime kökü “silm” yani barış ve güvenliktir. İslam sevgidir, neşedir, ferahlıktır, özgürlüktür, güzel olan her şeydir. İslam şu an dünyadaki en güzel inanç, en güzel iman akımıdır. Herkesin kabul edeceği, herkesin makul göreceği bir inançtır.

İslam şefkat dinidir ve Kuran’ın hükmü gereği “dinde zorlama yoktur”. Bağnazların çıkardığı dehşet dininde “dinini değiştireni öldürün!” şeklindeki vahşete dayalı düşünce yapısı İslam dininde kesinlikle yoktur. Bağnazlar Nur gibi dinimizi bambaşka göstermektedir.

Kendilerini herkesten dindar gösteren bağnazlar gerçek yüzlerini gizlemektedirler. Sadece insanların göreceği yerde ibadetlerini yapıp yalnız kaldıklarında veya kendi aralarında namaz dahi kılmamaktadırlar.

Bağnazlar müziğin kesinlikle haram olduğunu söylerler ancak evlerinde mutlaka televizyon, radyo müzik dinlerler, masada yemek yiyeni kınarlar ama kendileri zaten bu şekilde yaşarlar.

İçlerindeki nefret o kadar büyüktür ki Hıristiyan, Musevi hatta kendileri gibi olmayan Müslümanların da öldürülmesi gerektiğini düşünürler.

Bağnazların en büyük özellikleri samimiyetsiz olmalarıdır. Yaşamadıkları hurafe sistemini makbul göstererek insanları da dinden soğutmaktadırlar.

Avrupalılar sevgiye açık insanlardır, sevgiyle Peygamberimiz (sav) ve dinimiz anlatılsa çok hoşlarına gider ve bizlerle birlikte olmak isterler. Gerçek İslam’ı bilmedikleri için de bu çekinceleri devam etmektedir.

Sonuç olarak şu açık bir gerçek ki, Avrupa modern Sahabe Müslümanlığı’nın yaşandığını görse İslam’ı seve seve kabul edecektir.

Published by

Leave A Comment