Ahmet Abiye Ne Oldu?

Ölüm, güzellerin en güzeli olan Allah’ımızın mükemmel bir sanatı ve mükemmel bir kötülüklerden caydırma yöntemidir. Dünya hayatını, hiç bitmeyecek gibi yaşamak isteyen insan, ölümü düşündüğünde yaşama amacını ve dünyanın geçiciliğini daha iyi anlar.

Ölüm bir ‘son’, bir ‘yok oluş’ kesinlikle değildir. Ebedi yaşamımızın başlangıcı, asıl yaşam yurdudur. Ruhumuz bakidir.

Dünya hayatının geçici bir yer olmasına ve ölümün her insana büyük bir hızla yaklaşmasına rağmen, pekçok insan bunun farkına varmadan boş ve amaçsız bir şekilde ömür sürer.

 

Herkesin çok sevdiği bir “Ahmet abisi vardır.” Kendi aralarında “Ahmet abiyi çok seviyoruz iyi insandır” diye konuşmalar yapılır. Sonra bir gün kalp krizi geçiren Ahmet abi vefat eder. Sonra o insanlar kendi aralarında “böyle değerli bir ağabeyimizi biz güzel bir yere gömelim” derler. Tepeye, yüksek bir yere götürüp, yaklaşık iki metre kadar toprağı kazıp, toprağın altına koyarlar, süratle üzerini toprakla örter, üzerine hafif de bir su dökerler, kürekle de bastırırlar ki iyice sağlam olsun. Gece olduğunda mezarlıkta çekirgelerin ve diğer hayvanların sesinden başka bir şey duyulmaz.

Gömülme işleminden sonra herkes kendi işine döner, eğlenir, güler; Ahmet abi toprağın altında hiç kıpırdamadan, simsiyah karanlıkta yatar. Vücudunda ölümün etkisi yavaş yavaş görülmeye başlar. Ne oluyor Ahmet Abiye böyle? Hani eğleniyordu, hani dünya onu bırakmıyordu, o da dünyayı bırakmıyordu, hani Ahireti önemsiz görüyordu, haşa Allah’ı önemsiz görüyordu, haşa Kuran’ı önemsiz görüyordu. Cennetle, Cehennemle ilgili fıkralar anlatarak gülüyordu ama artık toprağın altında. Ne oldu çok sevdiği kotrası? Arkadaşlarıyla toplanıyordu, eğleniyordu. Kotra hala orada duruyor. Nazlı nazlı dalganın üzerinde sallanıyor. Ama Ahmet abi simsiyah toprağın altında, artık kolunu bile kıpırdatamıyor. Kotra pırıl pırıl ışıklarla dolu, evinde de şenlik var; çocukları, eşi ve arkadaşları bayağı neşeli, herkes kendi hayatında. Ama Ahmet abi zifiri karanlıkta yavaş yavaş erimeye başlayan bedeniyle başbaşa. Ve sürekli bekliyor, yerinden bile kımıldayamıyor. Dünya hayatı ise bir koşuşturma devam ediyor. O emek emek yaptığı villası duruyor, yemekleri, hatta buzdolabında hazırladığı Meksika sosları bile aynı yerinde. Ama o artık toprağın altında. Hani dostları onu çok seviyordu, hani imparatorluğu yıkılmazdı. Hani güya Müslümanları hafife alıyordu, İslam’ı ve Kuran’ı hafife alıyordu, ne oldu? Orada bir kıpırdasa, ama hayır kıpırdayamaz artık. Toprağın altı bayağı soğuk, orda klima sistemi de yok. Sadece ağzının içine kadar giren çamurlu toprak o kadar.

Facebook’taki, twitter’daki dostları nerede? Yerin altında Facebook’a giremez, oraya öyle kablo, bilgisayar girmiyor, sadece kefen var. Zaten kefen de korkunç bir hale geliyor.

Tüm bunlar düşünüldüğünde, insanın Allah korkusu artar ve nefsine uymaktan vazgeçebilir. Dolayısıyla ölüm Allah’ın insanları nefislerine uymaktan, dünyada oyalanıp aldanmaktan caydıran muhteşem bir yöntemdir. Bu yüzden ölüm yürekleri ferahlatan en büyük nimetlerden biridir.

İnsan ne yaparsa yapsın kendisi için belirlenmiş vakitte ölecektir. Dünya üzerinde hiçbir insan ölümden kurtulamamış, ölümünü erteleyememiştir. Bu nedenle insan kalan ömrünün Allah’a yakınlaşmak, Allah’ın rahmetini, rızasını ve Cennetini kazanmak için bir fırsat olduğunu unutmamalıdır.

Published by

2 thoughts on “Ahmet Abiye Ne Oldu?”

  1. Aslında yazı çok etkileyici, felsefi ancak ,kısa öz , etkileyici, insanı düşündürüyor,
    Özellikle dışarıdan ve içeriden bakılmış.

    Tşk

  2. Uzun Yıllardır çok çalışıyorum (20 yıl ) Bilgi teknolojileri ile uğraşıyorum. Bilgi ve tecrübeler artıkça güzelliklerin gerçekten tesadüf olmadığını ilahi etkenlerin biçimlendirdiğini gözlemleyebiliyoruz.
    Allah’ın ilettiği dinimiz ve diğer dinler hep bu güzellikleri iyilikleri anlatmaya çalışıyor. Siz ,değerli hocamız ve diğer arkadaşlar yaşanan kinin, öfkenin , haksızlıkların içerisindeki dünyada sevgi,huzur ve güzelliklerle hoşgörü ve maneviyatın sembolusunuz. Teşekkürler.

Leave A Comment