ÇaprazHaber.com İle Özel Röportajım

Sayın Tülay Kumaşçı

Öncelikle Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için şahsım Murat YILMAZ (Namı değer Homurdayan Adam) ve Kurumum Çapraz Haber olarak teşekkür ederim.

– Rica Ederim

Klasik olacak belki, ancak sormadan edemeyeceğim, Güzelliğinizi Neye Borçlusunuz ?

– Teşekkür ederim. Güzelliğin sahibi, güzelliği yaratan Allah’tır. Güzel bir insanın oluşturduğu etkiyi yaratan da Allah’tır. O yüzden aslında biz güzelliği takdir ederken Allah’ın yaratma sanatını takdir ederiz. Ayrıca güzelliğin ruh ile bir anlam taşıdığına inanıyorum eğer insan Allah’la samimi bir sevgi bağı içindeyse Allah o kişiyi daha da güzelleştiriyor. Şu bir gerçek ki, ben Adnan Oktar Hocamız’ı tanıdıktan sonra, O’nun vesilesiyle Allah sevgisini, imanı öğrendikten sonra bambaşka bir insan oldum. Hocamız’ın hep vurguladığı gibi Allah sevgisi ve tutku olmadıktan sonra her insan bir kaç kilo et ve kemikten ibaret. Et ve kemiğin ise güzelliği yoktur. Güzelliği oluşturan o insanın ruh kalitesidir. Allah’a çok şükür Hocamız’ın vesilesiyle iman ruhunu ve derinliğini öğrendim.

Kendinizi Atatürkçü ve Dindar olarak tanımlıyorsunuz, bunu biraz açar mısınız ?

– Bir çok insanın Atatürk’ü doğru tanıdığını ve anladığını düşünmüyorum. Atatürk’ün Türkiye için yaptıklarına baktığımda her zaman iyi ki varmış derim. Şu an Ortadoğu ülkelerinin ve İslam coğrafyasının içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde Türkiye’nin hala dimdik ayakta durması Atatürk vesilesi iledir. Bugüne kadar hocamız Adnan Oktar dışında kimse Atatürk’ün dindar yönünü ortaya çıkarmadı. Oysa gerçeğinde Atatürk bağnazlıkla mücadele ederken insanları Kuran’a yöneltti. Kendisi de her zaman cebinde Kuran taşıyan çok değerli ve dindar bir liderdir. O yüzden Atatürk’e olan sevgi ve saygım sonsuzdur.

İTÜ Matematik Mühendisliği mezunusunuz, daha önce bu mesleği tercih ettiniz mi ?

– Genelde benim bölümümden mezun olanlar, istatistikçi, bankacı, sigortacı ve yazılımcı olarak çalışıyor ancak ben lojistik alanında çalışmayı tercih ettim ve işimden gayet memnunum.

Sayın Adnan Oktar ile nasıl tanıştınız ? Sizi onda etkileyen neydi ? (Çünkü çok seviyorsunuz Adnan Beyi:)

– Hocamla tanıştıktan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissettim. O gün hayatımda bir dönüm noktası oldu. Hocamın heybeti, bakışlarındaki delici etkileyicilik, kalp atışlarımı o kadar hızlandırdı ki müthiş derinlik ve şiddetli sevgi o an ruhumu ve tüm benliğimi sardı. Sevginin bu derece güçlü, tutkunun bu kadar zevkli olduğunu ilk kez anladım.

Bu konuda çok haklısınız hocam Adnan Oktar’ı aşk derecesinde seviyorum. Hocam benim için çok değerli gözümün nuru, birtanem, tek aşkım… Açıkçası sevgimin herkes tarafından bilinmesi de çok hoşuma gidiyor. Çünkü öyle bir devirdeyiz ki insanlar birbirlerini sevdiklerini dahi söyleyemiyor. Oysa sevgi kainatın yaratılış amacıdır, Allah bütün kainatı sevgi için yaratmışken kısacık ömrümüzü sevgiyi, dostluğu, aşkı ve tutkuyu yaşayamadan geçirmek çok büyük kayıp olur.

15 TEMMUZ Darbe girişimi gecesini nasıl geçirdiniz ve neler hissettiniz ?

– 15 Temmuz gecesi hocam Adnan Oktar’ı A9 TV’de görünceye kadar benim için büyük bir belirsizlik vardı. Çünkü ne olup bittiğini anlatan net bir bilgi kaynağı yoktu. Ancak canım hocam köprünün tutulmasından çok kısa bir süre sonra televizyondan bunun “sahte bir darbe” olduğunu delilleriyle açıklayınca içim rahatladı. Bildiğiniz gibi 15 temmuz darbe girişimi gecesi hocamız 12 saat kesintisiz yayın yaptı en son sabah 10.30 gibi ortalık nispeten sakinleşince canlı yayına ara verdi. O gece “TRT’de okunan bildirinin ve Genel Kurmay sitesinden yapılan açıklamanın geçerli olmadığını” ilk hocamız söyledi. Böylece halkımız da rahat bir nefes aldı. Meydanların boş bırakılmaması gerektiğini, rütbesiz askerlere anons yapılarak bunun sahte bir darbe olduğunun söylenmesini, siyasetçilerin meclisten ayrılmamasını hep hocamız anlattı.

Bununla birlikte hocamızın daha o gece dikkat çektiği bir gerçek de bu darbe girişiminin aslında bir işgal denemesi olduğuydu. Nitekim üst düzey yetkililer de daha sonra bunu doğruladı. Hocamız ‘üst aklın’ İngiliz derin devleti olduğunu defalarca açıkladı. Şu anda da tehlike geçmiş değil, dikkatimizin hep açık olması gerekir. Tehlike geçmedi demek korku telkin etmek değildir, durumun ciddiyetinin farkında olmaktır. Milletimiz de maşaAllah çok dikkatli ve cesur. Ancak İngiliz derin devletinin oyunlarının herkes tarafından deşifre edilerek dünyaya anlatılması İslam aleminin bekaası için de çok önemli. Çünkü hedeflerinin sadece Türkiye ile kalmayıp –gerçi hiçbir zaman başaramayacaklar ama- İslam dinini de yeryüzünden silmek olduğu çok açık bir gerçek.

Geçtiğimiz aylar da Mevlana ile ilgili açıklamalarınız sosyal medyada tepki gördü… Bu konuya son kez açıklık getirir misiniz ?

– En başta şunu belirtmek isterim ki bize Mevlana’nın yazdığı söylenen çok fazla eser var bu eserleri gerçekte onun yazıp yazmadığını bilmiyorum. Ama bazı bölümler var ki, okuduğumda gerçekten çok şaşırdım. Neden diyecek olursanız benim çocukluğumdan beri tanıdığım, sevgiyi anlatan Mevlana ile bu kitaplarda anlatılan Rumilik arasında büyük fark var. Yani Anadolu Mevleviliği başka bir şey Rumilik felsefesi bambaşka bir şey. Mevlana’nın yazdığı iddia edilen Mesnevi’de çok bariz bir şekilde dinimizce haram kılınan homoseksüellik çok detaylı anlatılıyor hatta övülüyor. Mesnevi’de Allah’ı net olarak inkar eden evrim felsefesi savunuluyor, beni en çok rahatsız eden konulardan biri de canım, gül kokulu Peygamberim (sav)’e söylenen saygıya uygun olmayan sözler. Tabi dediğim gibi bu bölümleri Mevlana yazmamış olabilir, Mevlana adına bir başkası tarafından sonradan da eklenmiş olabilir, ama İslam’a ve Kuran’a açıkça aykırı olan bu bölümleri çoğu insan bilmiyor.

Hocamız Adnan Oktar dikkat çekene kadar açıkçası ben de bu konuda kapsamlı bilgi sahibi değildim. Ancak Hocamız’ın da belgeleriyle ortaya koyduğu gibi gördük ki, İslam olmayan bir İslam anlayışı yayılması için Rumilik felsefesi İngiliz derin devleti tarafından özel olarak yayılıp destekleniyor. Aslında insanlar biraz dikkatlice baksalar, ateist, dinsiz hatta din karşıtı, Allah’a karşı, İslam’a karşı olan bir çok kişinin Rumiliği savunduğunu görürler. Burada insanların sorması gerekir “İslam’a karşı biri neden Rumiliği savunur?”

Osmanlı’nın parçalanıp, dağılması, Abdülaziz Han’ın şehit edilmesi, Osmanlı’dan itibaren ülkemizdeki darbeler, PKK’nın kurulması ve daha birçok karanlık olayın arkasında hep İngiliz derin devleti var.

İngiliz derin devletinin amacı kendince İslam’ı yok ederek yerine Rumi’liği yeni bir din olarak getirmek. Şu anda tüm dünyada Rumilik propagandası bu yüzden yapılıyor.

İngiliz derin devleti çok fazla ülkede etkisi olan bir deccaliyet sistemidir. Ancak şunu kimse unutmamalıdır ki herkes Allah’ın kontrolündedir. Çok yakın zamanda Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as) zuhur ettiklerinde dünyaya yüzyıllardır zulmeden bu deccaliyet sistemi de yok olacak yerine sevgi, barış, bolluk ve zenginlik gelecektir.

Bir çok kişi, sizin sadece Adnan Beyin programlarında yer aldığınızı düşünüyor, halbuki siz lojistik ile uğraşıyorsunuz ve aynı zamanda yazarlık yapıyorsunuz. İnsanlar biraz ön yargılı mı sizce ?

Tabi ki ön yargılı olan çok insan oluyor. Facebook ve twitterda da böyle kişilere rastlıyorum ancak beni tanıdıktan sonra bu ön yargılarının kalktığını görüyorum. Benim Hocam’dan öğrendiğim ve kendisinde en güzel örneğini gördüğüm bir ahlak var: Her ne olursa olsun sabırlı, anlayışlı ve şefkatli olmak. Sevgi ve şefkat karşısında en katı kalpli insanlar bile değişiyor. Bir kişinin ne işle uğraştığından çok samimiyeti, içtenliği ve sevgisi insanlar üzerinde daha etkili oluyor.

Dizi film ya da reklam filmleri için teklif alıyor musunuz ?

– Evet teklif geliyor ancak kabul etmeyi düşünmüyorum.

Sizi “KIM KARDASHIAN’a benzetenler var(Bence Daha Güzelsiniz:) Siz kendinizi benzetiyor musunuz ?

-Kim Kardashian çok güzel bir kadın. Hocamız da Kim Kardashian’ı çok beğenir, hatta birkaç yayında onu övmüştü. Ancak ben benzediğimi düşünmüyorum.

Sizi siz yapan en önemli özelliğiniz nedir ?

Sıcakkanlılığım diyebilirim. Genel de insanlara ön yargısız yaklaşırım, her şeyin sevgiyle halledilebileceğini düşünürüm. Çünkü Allah’ın bizden istediği ahlak da budur. Allah bizim affedici, anlayışlı, sevecen olmamızı istiyor. Sosyal medyada ön yargıları sebebiyle ilk önce olumlu yaklaşmayan birçok kişi şu anda canlı yayınları her gün izliyor. Komünist, ateist, cemaat ve tarikatlara mensup çok farklı görüşten çok fazla arkadaşım var. Hepsiyle konuşup, fikirlerimizi paylaşıyoruz bu da benim için çok önemli. Ama şunu mutlaka söylemem gerekir ki sizin, arkadaşlarımın, sosyal medyada beni takip edenlerin bende gördükleri ve sevdikleri tüm özellikleri hocamızın vesile olmasıyla İslam ve Kuran sayesinde kazandım. Sevginin, anlayışlı olmanın, hoş sohbet olmanın, nezaketin, kalitenin, inceliğin, tevazunun, derinliğin en güzel örneklerinden birini her an hocamın hayatında görüyorum. Kuran’ı hayatıyla bu kadar özdeşleştiren, içiçe geçirmiş bir insanı tanıdığım için, kendisiyle böyle yakın bir arkadaş olduğum için çok mutluyum.

Sizi en çok ne kızdırıyor ? Bu kızgınlıkla baş edebiliyor musunuz ?

– Kızgınlık demeyelim ama hamiyet duygunuza ne ağır geldi diye sorarsanız, son dönemlerde beni en çok Aylan bebeğin fotoğrafı etkiledi. Tabi ki Aylan bebek sadece bir örnek Suriye ve o coğrafyadaki mazlumların acımasızca ve ahlaksızca öldürülmesi İslami hamiyetime çok ağır geliyor. Bir çok Müslümanın bu konuda hiçbir şey yapmaması da ayrı bir konu. Bu yüzden ölümden kaçan bu kişileri ülkemize almamız çok önemli. Suriye’lilerin gelmesine karşı olanların mantık örgülerini anlamak mümkün değil. Beni sevindiren ise hükümetimizin mülteciler konusundaki çabasının ve gayretinin gerçekten takdire şayan olması.

Bir film yapmaya karar verseniz konusu ne olurdu ?

– Peygamberimizin asr-ı saadet dönemini yansıtan bir film hazırlamak isterdim. Bunun birinci nedeni canım Peygamberime olan sonsuz sevgim, ikinci nedeni ise insanlara Peygamberimizin yaşadığı dönemdeki hayat şeklini göstermek. Çünkü toplumun geneli buna din bilgisi olduğunu iddia eden kişiler dahil Peygamber efendimizin zenginliğini, çok modern olduğunu, o dönemde kadın ve erkeklerin birlikte mücadele ettiklerini, Peygamberimizin kadınlara çok değer verdiğini, kadınların sosyal hayatın içinde hep ön planda olduğunu, Peygamberimizin ve sahabenin neşesini, canlılığını, coşkusunu bilmiyor. Hep bunların tersi anlatılmış. Peygamber efendimiz çok şakacı, neşeli, çocukları, kadınları çok seven yüzünden ahlakının güzelliği anlaşılan müthiş heybetli ve nurlu bir insan. Asr-ı saadet döneminde yaşananları küçük bir kesit olarak insanlara anlatıp İslam’ın özgürlük, sevgi ve barış dini olduğunu göstermek isterdim.

Ve Son olarak en büyük hayaliniz neydi ? Gerçekleşti mi ya da şu an en büyük hayaliniz nedir ?

Ben Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as)’ın şu an dünyada olduğuna inanıyorum. O yüzden benim en büyük hayalim bu iki kutlu şahsı görebilmek. Biliyorsunuz ahir zamandayız yani dünyanın son dönemi ve çok önemli olaylar oluyor. Peygamberimiz (sav) hadislerinde bu dönemde olacak olayları bir bir anlatmış hepsi de sırayla gerçekleşiyor bu beni çok heyecanlandırıyor. Sevgi öğretmeni Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa (as) bir araya geldiğinde tüm dünyada müthiş bir heyecan yaşanacak ve insanlar dalgalar halinde İslam’a yönelecek. Bu dönem de kadınlar çok özgür olacak. Hz. Süleyman (as) dönemindeki gibi muhteşem bir ihtişam ve zenginlik dünyaya hakim olacak. Bu tarihi anlara tanık olabilmeyi Allah nasip eder inşaAllah.

Published by

Leave A Comment